24 Temmuz 2014 Perşembe

24 Haziran 2012


Sabah kahvaltıdan sonra motor seyriyle Turgutreis’e doğru yola çıktık.
Kara Ada’yı geçtikten sonra Akyarlar’a kadar yelken seyri yaptık. Akyarlar’da hava sertledi, yelkenleri kapatıp Turgutreis’e doğru yol aldık. Keyifli, güzel bir geziydi. Yeni insanlarla tanıştık, samimi, sıcak dostluklar edindik. Darısı diğer seneye inşallah!
 Katkılarından dolayı Tülin Ergür'e teşekkür ederiz.
 
                                                                             Saygılarımla,
                                                                                  Admin

23 Haziran 2012


Sabahleyin saat 6.30 gibi yola çıktık, yaklaşık 3 saatlik seyirden bir seyirden sonra Kisse Bükü’ne demirledik. Kahvaltıyı Kisse Bükü’nde yaptık. Gündüz denize girip çıkıp dinlendikten sonra akşam yemeğini yedik yattık.

22 Haziran 2012


Keyifli bir kahvaltıdan sonra öğleye doğru Global Sailing Academy isimli yelken okulunu ve içindeki butik oteli dolaştık. Öğleden sonra Karacasöğüt Koyu’ndan ayrıldık, 15-20 dakikalık seyirden sonra Çanak Koyu’na demirledik. Sadun Boro’nun katamaranı da ordaydı fakat kendisini göremedik. O akşam kıyıda mangal partisi yaptık, Sedat Beyler, Gezgin Korsan’dan Tümay Bey ve biz, üç tekneydik ve keyifli bir akşam oldu.

22 Temmuz 2014 Salı

21 Haziran 2012

Önümüzdeki üç yazı Tülin Ergür'ün kaleminden aktarılmıştır.


Ali Kaan sabah saat 5.00’e saatini kurup sepeti denize bırakmış. Ben sabah 8.00’de kalktığımda sepeti çıkarmışlar içinde 14-15 adet değişik boylarda balık zıplıyordu. Balıkları çıkartıp poşetleyip dolaba koyduk, güzel bir kahvaltıdan sonra yola çıktık. Gezgin Korsan ekibiyle buluşmak üzere 2 saat yolculuktan sonra Adalı Koy denilen yere vardık. Muhteşem güzel bir koydu. Pırıl pırıl su adeta bir akvaryum gibiydi. Altı tane Gezgin Korsan gemisi adeta koyu kapattık. Öğle yemeğimizi yiyip denize girdik çıktık. Akşam üstü 5 civarı Karacasöğüt’e gitme üzere yola çıktık. Yola çıktıktan sonra sırtı yapmak için oltayı denize bıraktık. 15-20 dakika sonra olta birden boşalmaya başladı, balık gelmişti.

Hemen tekneyi yavaşlatıp oltayı toplamaya, çekmeye başladık. Uzun uğraşlardan sonra Tümay Kaptan’ın yardımıyla 4-5 kg ağırlığında Tombik denilen kocaman bir balığı tekneye çektik. Bu ana dek yakaladığımız en büyük balıktı. Akşam Gezgin Korsan ekibiyle paylaşarak kendimize güzel bir balık ziyafeti çektik. Bu gece Karacasöğüt’te kaldık.

20 Haziran 2012

       Sabah 6.35 uçağıyla Milas-Bodrum Havaalanı'na indik. Saat 9.00 civarı Turgutreis D-Marindeydik. Hasan Bey teknenin yanında bizi karşıladı. Sefere hazır olduğunu tüm bakımların yapıldığını söyledi. Çıngıloğlu'nda güzel bir kahvaltının ardından gezi kumanyası alışverişini yaptık. Saat 12.30 civarı mazotumuzu doldurup yola koyulduk. Hafif rüzgarlı bir havada cenovayı açıp motor desteğiyle yaklaşık 4.5 saat süren bir yolculuktan sonra Çökertme'ye ulaştık.
        Bu sefer iskeleye değil yan taraftaki girintiye demirledik. Buraya ilk kez bağlandık fakat deniz çok güzeldi. Yeni aldığımız ( balık avlamak için) sepeti törenle suya bıraktık ve beklemeye koyulduk. 3 saat sonra sepeti çıkardığımızda birkaç tane küçük balık vardı.  O gece Kaptan İbrahim Restoran'da yemek yedikten sonra yorgunluktan hepimiz erkenden uyuduk.

                                                           Saygılarımla,
                                                                Admin

06.05.2012

    Bu yazı Ekrem Oral'ın kaleminden aktarılmıştır.
Akşam güzel yemek ve 1-1'lik son zarın azizliğinden sonra 23.30 gibi yatmaya gidildi. Güzel bir uykudan sonra sabah 6.30 gibi Halil Bey'in teknesinde süper bir kahvaltı yapıldı, daha sonra 9.30 gibi İbrahim ve İsmail Beyler ile vedalaşıp demir alarak Tugutreis'e doğru yol yapmaya başladık. Geç uçağa binileceği için oyalanmak maksadıyla Çatal Ada'ya uğradık.
   Elif'in mükemmel menemeni ile tekrar yaşama döndüğümüzü hissettim, üstüne serin sularda biraz yüzdükten sonra marinaya geliş ve standart kapanış prosedürlerini tamamladık. Akşama Fener maçı ve dönüş yolculuğu var. Halil Bey'e teşekkürler....

Biz de sana katkılarından dolayı teşekkür ederiz Ekrem Bey.

                                                            Saygılarımla,
                                                                 Admin

05.05.2012

 Sabah 7.30'da Okluk Koyu'nda güzel bir sabaha uyandık. Fazla oyalanmadan palamarları çözüp kahvaltımızı Longöz Koyu'nda yapmak için seyre başladık. Rüzgarsız bir havada sakin bir seyirle 40 dakika içinde  Longöz Koyu'na ulaştık. Bu koy bir cennet. Yeşil çam ormanı ve deniz iç içe. Koy içeri girdikten sonra batıya doğru kıvrılarak uzuyor. Bu kısma demir atınca etrafı çamlarla kaplı bir göl içindesiniz.
 Planımız saat 12.00'de demir toplayıp Gökova'nın kuzey kıyısına doğru seyir yapıp Molla İbrahim Koyu'nda yüzme molası vermek. Akşam Çökertme'de olmayı planlıyoruz.

                                                            Saygılarımla,
                                                                 Admin

04.05.2012

Bu yazımız Sayın Ekrem Oral'ın kaleminden aktarılmıştır.

        Dün geceki acı FB yenilgisinden sonra Elif haricinde ekibin keyfi kaçtı ve maçtan sonra mehtabın güzelliğini pas geçip erkenden yattık. Güzel bir uykudan sonra sırasıyla Elif, Ekrem ve Halil Bey olarak uyandık. Simge teknesindekiler kahvaltı öncesi serin suda yüzerken biz kahvaltı hazırlığına giriştik. Elif'in katkıları ile son derece keyifli bir kahvaltı hazırladık. Afiyetle yedikten sonra biz Halil Bey ile botu hazırlayıp şansımızı denedik. Bulunduğumuz Armonika Koyu'nda kürekle 2-3 tur atıp bir yandan da balık tutmaya çalıştık.
                 Tüm çabalarımıza karşılık ancak 1 balık tutabildik, lokum balığı deniyormuş ancak gerisi gelmeyince bu şanslı balığı tekrar Gökova'nın serin sularına bıraktık. Bunun ardından denize girme zamanı geldi. Halil Beyle birlikte dünya güzeli sularda kulaç attık, arkasından Halil Bey Türk kahvesi  yaptı içtik ve yola çıkma hazırlıkları başladı. Simge teknesine aborda olduğumuzdan sakince ondan ayrıldık. Koyun hemen çıkışında yelkenleri fora ettik. 7-8 knot rüzgarla 3-3.5'te yol yaparak bir sonraki durağımız Tuzla Koyu'na doğru yol yapmaya başladık. Sanırım en keyifli yelkenlerimizden biri oldu. İnanılmaz güzel Mayıs güneşi ve havanın kokusu bize eşlik etti.
                Sonlarına doğru midemizin sesine uyarak biraz motor çalıştırdık.
Sığ sulardan geçip Tuzla Koyu'na yaklaştık, Tuzla'da bir deniz molası verildikten sonra bugünkü hedef olan Okluk Koyu'na hareket edildi. Gecelemeyi ve yemeği Okluk'ta yaptık.

Ekrem Oral'a katkısından dolayı teşekkür ederiz.


                                                           Saygılarımla,
                                                                Admin

03.05.2012

Saat 9.15'te Ponton D'den yola çıktık. 20 dakika kadar mazot ve benzin alışverişi yaptıktan sonra Gökova'nın içine doğru, Güneydoğu yönünde sefere başladık. Amacımız Çatı ya da Armonika koylarından birine ulaşmak. Yolculuğumuzun yaklaşık 6 saat sürmesini bekliyoruz.

Seyir Sonrası:

Seyir son derece sakin bir havada devam etti. Sadece bir saat kadar geniş apaz full arma yelken yapıldı. 8-9 knot esen havada 4-4.5 knot hız yapıldı. Motor seyri ağırlıklı seyir sonunda saat 15.30 civarında Armonika Koyu'na girildi. Bizden önce demir atmış olan Simge'ye aborda olundu.

                                                  Saygılarımla,
                                                       Admin


Pseri(n)mos 16-17 Temmuz 2011


Değerli Mavi Dostları!

Biz(annem,babam,ben), Yunanistan sınırlarında yer alan(maalesef Trablusgarp Savaşı’ndan sonra Uşi Antlaşmasıyla kaybedildi) Pserimos Adası’na gittik. Temmuz’un 16’sında saat 12.00 sularında yola çıktık, giderken güzel rüzgar vardı. Kuzeybatı’dan 18-19 knot şiddetinde esiyordu, tekneyi yatırıp çok bayıltmamak için sadece cenovayı açtık. Sadece cenovayı açmamıza rağmen tekne yine de yatıyordu. İlk önce motor-cenova gittik, daha sonra motoru kapattık. Hızımız fark etmedi; 5-5,5 knot civarındaydı. Ancak dalgalar biraz yüksekti, kuzuydu ve neredeyse koşan attı. Tekne giderken baş-kıç yapınca da etrafa sular sıçradı, biz de sabah duşumuzu aldık. Seyir esnasında teknemizi iyi neta etmediğimizi fark ettim; hatchlerle lumbozların bazılarını kapatmayı, sprayhoodu açmayı ve teknenin üstündeki minderi içeri almayı unutmuşuz. Bunları yapmayınca da içeri biraz su girdi, merdivenler ıslandı ve teknenin üstündeki minder tuzlandı. Neyse biraz ayrıntılardan uzaklaşalım, adaya yaklaşınca motoru çalıştırdık ve cenovayı kapattık. Adaya girerken rüzgar daha çok arttı, adanın kuytusuna girince rüzgar azalır diye düşündük; ancak tam tersi, daha çok arttı. Adada alargada kaldık, tekne kendi ekseni etrafında dönüp durdu. Şimdi adanın asıl güzelliklerini anlatayım: adanın kaldığımız tarafında hiç tesisleşme yoktu(öbür tarafında küçük küçük iskeleler, iskelelerin de restoranları vardı); ancak küçük bir balık çiftliği vardı. Denizine ilk girdiğinizde üşüyorsunuz; ancak zaman geçtikçe alışıyorsunuz. Serinliği dediğim gibi her zaman temiz olduğunu gösterir, sıcaksa insan içinde şüphe olmalı; ancak Antalya’nın denizi bir istisnadır. Sıcaktır; çünkü bölgenin sıcaklığı direk etkiler. Konunun dışına çıktım, tekrar konuya dönme zamanı. Tekneden denize baktığımız zaman denizin dibini direk görüyorduk, bu muhteşem bir güzellikti. Tekneden denize baktık sonra etrafa bakınınca bir şey dikkatimi çekti, bir adam teknesinin arkasına bir rüzgar enerjisi pervanesi takmış. Elektriğine baya yardımcı oluyordu, hava gün-akşam-gece esiyordu.  Sabah kalktığımda da estiğini görünce de “ adam on yıllık elektriğini çıkarmıştır heralde” diye düşündüm. Gece yanımıza bir tekne geldi, demiri iki kere taradı ve tekrar demir atmak zorunda kaldılar; ama tarayacağı belliydi. Bunun nedeni, çok kısa demir atmasıydı. Tüm gece rüzgar esti ve tekne sağ-sol döndü. Babam akşamdan derinlik alarmını kurmuştu, tarama durumunda bizi uyarsın diye; ama gerek kalmadı, çünkü demirimiz çok sağlamdı. O gece demire güvenim tamamen arttı. Sabah güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra tekneyi neta ettik ve yola çıktık. Marinanın tam karşısındaki Çatal Ada’ya gitmeye karar verdik; çünkü akşam üstü marinaya geri dönecektik. Eğer erken dönersek marina çok sıcak olur ve bunalırız. Kısa sürede Çatal Ada’ya vardık ve onun güzelim denizine girip serinledik. Daha sonra yemekti, içmekti derken akşam üstü olmuştu. Tekneyi neta ettikten sonra motoru çalıştırdık ve marinaya gittik. Bu gezim yazım gibi kısaydı; ancak zevkliydi, umarım aldığım zevki yazıma güzel bir şekilde yansıtmışımdır da siz bu yazıyı okurken zevk alırsınız!

                                              

                                                                                                                                                                                                                                                                          Saygılarımla…

                                                                                                                                                                                                                                                                                 Admin    

İzleyiciler

Blog Arşivi