Değerli Mavi Dostları!
Biz(annem,babam,ben), Yunanistan sınırlarında yer
alan(maalesef Trablusgarp Savaşı’ndan sonra Uşi Antlaşmasıyla kaybedildi)
Pserimos Adası’na gittik. Temmuz’un 16’sında saat 12.00 sularında yola çıktık,
giderken güzel rüzgar vardı. Kuzeybatı’dan 18-19 knot şiddetinde esiyordu,
tekneyi yatırıp çok bayıltmamak için sadece cenovayı açtık. Sadece cenovayı
açmamıza rağmen tekne yine de yatıyordu. İlk önce motor-cenova gittik, daha
sonra motoru kapattık. Hızımız fark etmedi; 5-5,5 knot civarındaydı. Ancak
dalgalar biraz yüksekti, kuzuydu ve neredeyse koşan attı. Tekne giderken
baş-kıç yapınca da etrafa sular sıçradı, biz de sabah duşumuzu aldık. Seyir
esnasında teknemizi iyi neta etmediğimizi fark ettim; hatchlerle lumbozların
bazılarını kapatmayı, sprayhoodu açmayı ve teknenin üstündeki minderi içeri
almayı unutmuşuz. Bunları yapmayınca da içeri biraz su girdi, merdivenler
ıslandı ve teknenin üstündeki minder tuzlandı. Neyse biraz ayrıntılardan
uzaklaşalım, adaya yaklaşınca motoru çalıştırdık ve cenovayı kapattık. Adaya
girerken rüzgar daha çok arttı, adanın kuytusuna girince rüzgar azalır diye
düşündük; ancak tam tersi, daha çok arttı. Adada alargada kaldık, tekne kendi
ekseni etrafında dönüp durdu. Şimdi adanın asıl güzelliklerini anlatayım:
adanın kaldığımız tarafında hiç tesisleşme yoktu(öbür tarafında küçük küçük
iskeleler, iskelelerin de restoranları vardı); ancak küçük bir balık çiftliği
vardı. Denizine ilk girdiğinizde üşüyorsunuz; ancak zaman geçtikçe
alışıyorsunuz. Serinliği dediğim gibi her zaman temiz olduğunu gösterir,
sıcaksa insan içinde şüphe olmalı; ancak Antalya’nın denizi bir istisnadır.
Sıcaktır; çünkü bölgenin sıcaklığı direk etkiler. Konunun dışına çıktım, tekrar
konuya dönme zamanı. Tekneden denize baktığımız zaman denizin dibini direk
görüyorduk, bu muhteşem bir güzellikti. Tekneden denize baktık sonra etrafa
bakınınca bir şey dikkatimi çekti, bir adam teknesinin arkasına bir rüzgar
enerjisi pervanesi takmış. Elektriğine baya yardımcı oluyordu, hava
gün-akşam-gece esiyordu. Sabah kalktığımda da estiğini görünce de “ adam
on yıllık elektriğini çıkarmıştır heralde” diye düşündüm. Gece yanımıza bir
tekne geldi, demiri iki kere taradı ve tekrar demir atmak zorunda kaldılar; ama
tarayacağı belliydi. Bunun nedeni, çok kısa demir atmasıydı. Tüm gece rüzgar
esti ve tekne sağ-sol döndü. Babam akşamdan derinlik alarmını kurmuştu, tarama
durumunda bizi uyarsın diye; ama gerek kalmadı, çünkü demirimiz çok sağlamdı. O
gece demire güvenim tamamen arttı. Sabah güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra
tekneyi neta ettik ve yola çıktık. Marinanın tam karşısındaki Çatal Ada’ya
gitmeye karar verdik; çünkü akşam üstü marinaya geri dönecektik. Eğer erken
dönersek marina çok sıcak olur ve bunalırız. Kısa sürede Çatal Ada’ya vardık ve
onun güzelim denizine girip serinledik. Daha sonra yemekti, içmekti derken
akşam üstü olmuştu. Tekneyi neta ettikten sonra motoru çalıştırdık ve marinaya
gittik. Bu gezim yazım gibi kısaydı; ancak zevkliydi, umarım aldığım zevki
yazıma güzel bir şekilde yansıtmışımdır da siz bu yazıyı okurken zevk
alırsınız!
Saygılarımla…
Admin