22 Temmuz 2014 Salı

Pseri(n)mos 16-17 Temmuz 2011


Değerli Mavi Dostları!

Biz(annem,babam,ben), Yunanistan sınırlarında yer alan(maalesef Trablusgarp Savaşı’ndan sonra Uşi Antlaşmasıyla kaybedildi) Pserimos Adası’na gittik. Temmuz’un 16’sında saat 12.00 sularında yola çıktık, giderken güzel rüzgar vardı. Kuzeybatı’dan 18-19 knot şiddetinde esiyordu, tekneyi yatırıp çok bayıltmamak için sadece cenovayı açtık. Sadece cenovayı açmamıza rağmen tekne yine de yatıyordu. İlk önce motor-cenova gittik, daha sonra motoru kapattık. Hızımız fark etmedi; 5-5,5 knot civarındaydı. Ancak dalgalar biraz yüksekti, kuzuydu ve neredeyse koşan attı. Tekne giderken baş-kıç yapınca da etrafa sular sıçradı, biz de sabah duşumuzu aldık. Seyir esnasında teknemizi iyi neta etmediğimizi fark ettim; hatchlerle lumbozların bazılarını kapatmayı, sprayhoodu açmayı ve teknenin üstündeki minderi içeri almayı unutmuşuz. Bunları yapmayınca da içeri biraz su girdi, merdivenler ıslandı ve teknenin üstündeki minder tuzlandı. Neyse biraz ayrıntılardan uzaklaşalım, adaya yaklaşınca motoru çalıştırdık ve cenovayı kapattık. Adaya girerken rüzgar daha çok arttı, adanın kuytusuna girince rüzgar azalır diye düşündük; ancak tam tersi, daha çok arttı. Adada alargada kaldık, tekne kendi ekseni etrafında dönüp durdu. Şimdi adanın asıl güzelliklerini anlatayım: adanın kaldığımız tarafında hiç tesisleşme yoktu(öbür tarafında küçük küçük iskeleler, iskelelerin de restoranları vardı); ancak küçük bir balık çiftliği vardı. Denizine ilk girdiğinizde üşüyorsunuz; ancak zaman geçtikçe alışıyorsunuz. Serinliği dediğim gibi her zaman temiz olduğunu gösterir, sıcaksa insan içinde şüphe olmalı; ancak Antalya’nın denizi bir istisnadır. Sıcaktır; çünkü bölgenin sıcaklığı direk etkiler. Konunun dışına çıktım, tekrar konuya dönme zamanı. Tekneden denize baktığımız zaman denizin dibini direk görüyorduk, bu muhteşem bir güzellikti. Tekneden denize baktık sonra etrafa bakınınca bir şey dikkatimi çekti, bir adam teknesinin arkasına bir rüzgar enerjisi pervanesi takmış. Elektriğine baya yardımcı oluyordu, hava gün-akşam-gece esiyordu.  Sabah kalktığımda da estiğini görünce de “ adam on yıllık elektriğini çıkarmıştır heralde” diye düşündüm. Gece yanımıza bir tekne geldi, demiri iki kere taradı ve tekrar demir atmak zorunda kaldılar; ama tarayacağı belliydi. Bunun nedeni, çok kısa demir atmasıydı. Tüm gece rüzgar esti ve tekne sağ-sol döndü. Babam akşamdan derinlik alarmını kurmuştu, tarama durumunda bizi uyarsın diye; ama gerek kalmadı, çünkü demirimiz çok sağlamdı. O gece demire güvenim tamamen arttı. Sabah güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra tekneyi neta ettik ve yola çıktık. Marinanın tam karşısındaki Çatal Ada’ya gitmeye karar verdik; çünkü akşam üstü marinaya geri dönecektik. Eğer erken dönersek marina çok sıcak olur ve bunalırız. Kısa sürede Çatal Ada’ya vardık ve onun güzelim denizine girip serinledik. Daha sonra yemekti, içmekti derken akşam üstü olmuştu. Tekneyi neta ettikten sonra motoru çalıştırdık ve marinaya gittik. Bu gezim yazım gibi kısaydı; ancak zevkliydi, umarım aldığım zevki yazıma güzel bir şekilde yansıtmışımdır da siz bu yazıyı okurken zevk alırsınız!

                                              

                                                                                                                                                                                                                                                                          Saygılarımla…

                                                                                                                                                                                                                                                                                 Admin    

İzleyiciler

Blog Arşivi